Avrupa Rüzgar Enerji Birliği Konseyi Üyesi Tanay Sıdkı Uyar'ın Enerji Konusundaki Önerileri
"...
Bugün, ülkemizde yatırımcılar kendi rüzgar ölçümlerini yapıp, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı (ETKB)'na başvurarak 3096 sayılı yasa çerçevesinde rüzgar güç santralları kurmak için girişimde bulunmaktadırlar.Bu ise rüzgar üretimi için pek çok elverişli yöreye sahip ülkemizde potansiyelin yeterince hızlı ve etkin biçimde değerlendirilmesine yetmemektedir. Gökçeada, Çeşme ve Bodrum gibi yörelerimizde çeşitli kişi ve kuruluşlarca ayrı ayrı rüzgar ölçümleri yapılmaktadır.
ETKB ve ilgili kuruluşları; oluşturacak bir Rüzgar Enerjisi Kullanım Programı çerçevesinde Türkiye'de rüzgar santralları kurmaya elverişli konumları belirlemelidir.
Temiz enerji üreten yatırımcı temiz üretmenin getireceği ek maliyet için, kendi ayakları üzerinde durabilme gücüne erişene kadar kamu kaynaklarından desteklenmeli ve teşvik edilmelidir. Kamu girişimi, desteği ve denetimiyle uygulanmasını önerdiğim; Türkiye Rüzgar Enerjisi Kullanım Programı'nın, konuyla ilgili tüm birey ve kuruluşları bünyesinde toplayan Türkiye Rüzgar Enerjisi Birliği önderliğinde ilgili diğer birey ve kuruluşların katılımıyla oluşturulabileceği kanısındayım. Türkiye Rüzgar Enerjisi Kullanım Programı'nın hayata geçirilmesi için elverişli koşulların hazırlanması amacıyla:
1) Tüm diğer dünya ülkelerinde olduğu gibi, rüzgar enerjisinden elektrik üretimi; hükümetlerin yaygın olarak kullanımını teşvik ettiği teknolojiler arasında değerlendirilmelidir.
2) Çevreci kişi ve kuruluşlar rüzgar enerjisinin doğal çevrede enerji üretimine yardımcı olabileceği konusunda bilgilendirilmelidir.
3) Rüzgar enerjisi santrallarından elektrik üretim esaslarını düzenleyen özel bir kanun TBMM'den geçirilmelidir. Rüzgar enerjisi, diğer çevre dostu olmayan enerji kaynakları ile bir tutulup değerlendirilemez. Rüzgar kaynağının özelliği nedeniyle, rüzgar enerjisi, enerjinin kamu kuruluşları dışında üretilip, kamunun kullanımına sunulabilmesi için elverişli koşullara sahiptir.
4) Rüzgar santrallarının ticari kullanıma girmesini engeleyen tüm kurumsal engeller ve belirsizliklerin belirlenmesi ve ortadan kaldırılması için yasal düzenlemeler yapılmalıdır.
5) Ülkemizde gelecek yıllarda kullanılacak enerji teknolojileri değerlendirilirken, çevresel kısıtlar ve aday teknolojilerin neden oldukları toplumsal maliyetler de değerlendirme kapsamına alınmalıdır.
6) Halen kullanılmakta olan çevreyi kirleten ve ürettiği birim enerji başına yüksek enerji tüketen teknolojilerin olumsuzluklarını ortadan kaldırmaya aday olan rüzgar güç santrallarının; ülkemizde üretilmesi ve kullanılmasına yönelik araştırma ve geliştirme çalışmaları Türkiye Teknoloji Geliştirme Vakfı, TÜBİTAK ve Devlet Planlama Teşkilatı araştırma fonlarınca desteklenmelidir.
7) Türkiye'nin tüm yüzeyi incelenerek rüzgar türbin çiftlikleri kurulabilecek alanlar tespit edilmeli ve seçilecek bölgelere rüzgar çiftlik alanları kurmak üzere kamu eliyle girişimler başlatılmalıdır. Kaliteli hizmeti en ekonomik olarak sağlayan yatırım ve işletmecilerin üreteceği elektrik, elektrik şirketince satın alınırken; ödenecek ücret, diğer enerji teknolojilerinin doğaya ve insanlara zarar vererek yol açtıkları toplumsal maliyetler gözönüne alınarak belirlenmelidir. Doğal çevre ve insanlara hiçbir olumsuz etkide bulunmayan rüzgar enerjisinin daha çok kullanımı; özendirilmelidir." (21)
...
Ülkemizde rüzgardan elektrik üretimi için, öncelikle, Bozcaada'nın değerlendirilmesi gerektiği kanısındayım. Türkiye Elektrik Kurumu, Bozcaada'yı enterkonnekte şebekeye bağlayarak, Bozcaada'da işe koşulabilecek rüzgar santralı kapasitesinin, bağlantıyı sağlayan kablo kapasitesi kadar artmasına neden olmuştur. Bozcaada'ya elektrik vermek için döşenen kablo, enterkonnekte şebekeye elektrik beslemek üzere değerlendirilmelidir. Bozcaada'nın tüm enerji gereksinimi rüzgar santralları kullanılarak karşılanmalıdır.
Türkiye'de rüzgar enerjisinin kullanımının yaygınlaşması için öncelikle ilgili kamu kuruluşlarının dünyadaki gelişmelerden, yeni geliştirilen teknolojilerin tümünden haberdar edilmeleri gerekmektedir. Ülkemizin enerji sektörü ve makro ekonomik işleyişinin dinamik bir model kurularak enerji sektörümüzde 2030 yılına kadar kullanılması olası olan ticari teknolojiler belirlenmelidir.
Ulusal bir enerji ve çevre politikası oluşturularak kamuoyunda süregelen kısır tartışmalara son verilmelidir.
Konu ile ilgili tüm kişi ve kuruluşlar ortak değerlendirme yapmaya, ülkemizin ulusal çıkarları için en uygun enerji sistemini belirlemeye yönlendirilmelidir.
Ortak değerlendirme platformuna katılan kişi ve kuruluşlar oluşturulan politikalara destek verip, sahip çıkacaklardır. İlgililerden habersiz oluşturulan politikaların uygulanması, karşı çıkışın temelini oluşturmaktadır. Gönüllü çevre kuruluşlarından beklentimiz ise kömürlü ve nükleer santrallara karşı çıkmakla yetinmeyip öncelikle rüzgar "hemen şimdi" olmak üzere, ticari yenilenebilir enerji santrallarının ülkemizde kurulmasının takipçisi olmalarıdır. Enerji sorununun kömür-doğalgaz-nükleer santral üçgenine hapsedilmesini önlemenin en sonuç alıcı yöntemi budur." (23).
Sonuç olarak denilebilir ki;
Gücünden yararlanarak, yelkenli gemilerle Dünya'yı keşfettiğimiz; yel değirmenlerinde eski zaman insanının ekmeği olan rüzgar; günümüzde tekrar keşfedilmiştir. Görünen odur ki Türkiye, bu kez, rüzgar enerjisinde treni kaçırmamıştır.