Eskişehir Çevre Koruma ve Geliştirme Derneği Başkanı Mesut Sadık Yurtman, 21 Eylül Dünya Barış Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, toplumsal huzur ile çevre bilinci ve ekolojik dengenin korunması arasındaki hayati bağı gündeme taşıdı.
Barışın zihinlerde genellikle çatışmaların durması, silahların bırakılması ve toplumların emniyet içinde bulunması olarak algılandığını söyleyen Yurtman, bu tanımın eksik kaldığına dikkat çekerek şu ifadeleri kaydetti:
"Oysa barış, yalnızca insanların kendi aralarındaki anlaşmazlıkların bitmesinden ibaret değildir. Gerçek anlamda barış; toprağın, su kaynaklarının, havanın ve gezegendeki bütün canlıların yaşama hakkına saygı gösterildiği bir düzeni kapsar. Eskişehir Çevre Koruma ve Geliştirme Derneği olarak bizler, doğayla barış içinde yaşamanın insan türünün geleceği adına vazgeçilmez bir zorunluluk olduğuna inanıyoruz."
"Çevre Krizleri Aynı Zamanda Hak ve Adalet Meselesidir"
Günümüzde karşı karşıya kalınan ekolojik krizlerin insanlığa net mesajlar verdiğini belirten Yurtman, solunabilir bir hava, temiz su kaynakları, bereketli topraklar ve işleyen ekosistemler olmadan güvenli bir yaşamın kurulamayacağını vurguladı. Küresel ısınma, su krizleri, ormanlık ve tarımsal alanların yitirilmesi, biyoçeşitlilik kaybı ile çevre kirliliğinin sadece doğayı değil, doğrudan toplumların yarınlarını tehdit ettiğini ifade etti.
Çevresel bozulmaların aynı zamanda adalet ve barış temelli bir kriz olduğuna işaret eden Yurtman, şöyle devam etti:
"Doğal varlıkların sınırsızca tüketilmesi kaynaklara ulaşımda ciddi adaletsizlikler yaratıyor. Çevreye verilen zararların ağır yükünü ise maalesef bu tahribatta en az payı bulunan kesimler ile henüz doğmamış nesiller üstlenmek zorunda kalıyor."
"Eskişehir’in Doğal Varlıklarını Korumak Ortak Sorumluluğumuzdur"
Yerel ölçekteki çevre mücadelesine de değinen Mesut Sadık Yurtman, Eskişehir’in doğasını muhafaza etmenin tüm hemşerilerin ortak görevi olduğunu dile getirdi. Porsuk Çayı’ndan tarım arazilerine, ormanlık alanlardan kent içindeki park ve yeşil dokuya kadar kentin tüm doğal zenginliklerini korumanın, çocukların gelecekteki yaşam hakkını savunmak anlamına geldiğini belirtti.
Dernek olarak yürüttükleri mücadeleyi yalnızca ağaçları ve dereleri korumakla sınırlandırmadıklarını vurgulayan Yurtman, çevre savunuculuğunun doğrudan bir yaşam, sağlık, adalet ve barış mücadelesi olduğunun altını çizdi.
"Doğayla Savaşarak Barış İnşa Edilemez"
21 Eylül Dünya Barış Günü vesilesiyle kamuoyuna net bir çağrıda bulunan Yurtman, açıklamasını şu temennilerle tamamladı:
"Savaşların olmadığı bir dünya, kirlenmemiş bir çevre istiyoruz. Havanın, toprağın ve suyun zehirlenmediği bir gelecek düşlüyoruz. Doğanın sömürülmediği, tüm canlıların var olma hakkının korunduğu bir düzen ve evlatlarımızın güvenli bir çevrede büyüyeceği yarınlar talep ediyoruz.
Unutulmamalıdır ki doğaya karşı savaş açarak barış içinde bir dünya inşa edemeyiz. Barış, yalnızca silahların sustuğu anlarda değil, doğanın sesine kulak verildiğinde gerçek anlamını bulur. Bu nedenle Dünya Barış Günü’nde tüm yurttaşlarımızı doğaya, yaşama ve ortak geleceğimize sahip çıkmaya çağırıyoruz. İnsanın insanla, insanın doğayla uyum ve barış içinde yaşadığı bir dünya mümkündür."